Üye Girişi
Email: Şifre:
Samsun
SAMSUN
Sinop
SİNOP


Etkinlik Takvimi
Prof.Dr.İzzettin Önder'in düşündürücü yazısı
Prof.Dr.  İzzettin  Önder'in   köşe  yazısı  önemli  ipuçları  veriyor.  Bu  yazıyı  özellikle  IMF  ve  Dünya  Bankası  destekcilerinin  dikkatine  sunuyoruz.
İki farklı görüş
İzzettin Önder (12 Aralık 2006, Salı)

Bu yazıda, Osmanlı'nın son döneminde, Kurtuluş Savaşı yıllarında kabul edilmiş olan   ünlü Chester Projesi'nden kısaca söz etmek istiyorum. Chester Projesi, adını, projenin ilk sunucusu olan Amiral Colby M. Chester'den almıştır.  Amiral Colby M. Chester 1909 yılında Osmanlı Hükümeti'ne demiryolu ve madenler konusunda bir proje sunmuştur. Bu proje, Amerikan destekli olduğu için Almanlar karşı çıkınca, proje akamete uğrar ve ertelenir.     

Proje için, 1920 yılında, The Ottoman-American Development Company adına hükümetle pazarlığa oturulur ve 1922 yılında Osmanlı Hükümeti'nin onayı alınır. İlk ders şudur: Bir ülkeye girmeye çalışan her yabancı şirket bir yerli şirketi yedeğine alarak, halkın gözünü boyamaya çalışır ve, maalesef, bunda da başarı sağlar. TÜPRAŞ olayını düşünelim! 

Bu konuda önce Osmanlı tarafında yazılanlara bir göz atalım. Anlaşma mecliste onaylanırken, Tevhidi Efkâr gazetesinde şöyle bir haber çıkar: "Chester İmtiyazını heyecanla kabul ettik. Böylece Lozan'da ABD'yi kendi tarafımıza çektiğimizi umuyoruz."

Dönemin İktisat Bakanı Mahmut Esat Bey ise, bir İzmir gazetesine şöyle bir beyanat vermiştir: "Kanun ve Tüzüklerimize uygun olması koşulu ile memleketimize girmek isteyen ecnebi sermayesine karşı Türkiye'nin aleyhte  tutumu yoktur." Mahmut Esat Bey, bir başka konuşmasında da. "Chester Projesiyle memlekete 400 milyon liralık bir yabancı sermaye girecektir. Milletimizin hukukuna ve milletimizin kanunlarına riayet eden herhangi bir yabancı sermayeye düşman olmadığımıza bundan daha kuvvetli kanıt olabilir mi!"

Memleketimizin yasaları ve nizamnamelerine saygılı olmaları koşulu ile!...Peki, bakalım acaba memleketimizin çıkarlarını koruyan kanunlarımızda Chester Projesi ile ilgili ne gibi hükümler yer almaktadır! Projeye göre, Ankara'dan Kerkük'e ve Doğu Beyazıt ve Samsun'a kadar uzayan yaklaşık 4400 km. uzunluğunda demiryolu ve üç liman yapılacak. Demiryolunun çevresinde 40 km'lik alanda bulunan bütün petrol ve maden kaynaklarının 99 yıllık işletme hakkı şirkete devrediliyor; şirkete tüm araziler bedelsiz veriliyor; inşaat için yurt içinden veya yurt dışından temin edilen girdiler her türlü vergiden muaf olacak; şirketin kazancı üzerinden vergi alınmayacak. İşte, yasal hükümler bunlardır ve bunlara uyan yabancı sermayeye kapılarımız sonuna kadar açıktır!

Edward M. Earl adında A:B:D:'li bir yazar şunları yazıyor: "....Bağdat Demiryolu ile, Osmanlı Maliyesinin gelirleri ipotek altına alınmıştır. Chester İmtiyazları ile Cumhuriyet Türkiyesi'nin madenleri ipotek ediliyordu.. Chester Projesinin birinci sınıf bir emperyalist teşebbüs olmaması  için hiçbir sebep yoktur."

Lewis Hack adlı bir başka yazar ise şunları söylemiştir: "Yakın Doğu'nun ABD sermayesi için en ilgi çekici yönü, kuşkusuz, madenlerdir." Yazar, Chester Projesi'ni emperyalist bir girişim olarak değerlendirmiştir. Ne garip bir tecelli ki, Osmanlı'nın ve Türkiye'nin çıkarlarını yabancılar, Türk sorumlularından sanki ahlâklı ve sorumlu bir eda ile savunabilmiştir!...

Türkiye'nin güneydoğu sınırları çizildiğinde Kerkük sınır dışında kaldığından proje stratejik önemini kaybetmiş ve bu nedenle gerçekleştirilmemiştir.

Bugün dünden daha farklı değil, hatta belki daha da vahim!.Bugün de aynı şeyleri söylemiyor muyuz: "Yasalarımıza saygılı olmak koşulu ile yabancı sermaye gelsin, bize teknoloji getirecek, istihdam sağlayacak ve carî açığımızın kapatılmasına katkı yapacaktır."demiyor muyuz! Peki, bugünkü yasalarımız nasıl! Bu konunun açığa çıkarılması için sadece bir örnek vereyim: Bilindiği gibi, Ege bölgesinde beş çimento fabrikasını bir Fransız şirketi aldı ve o bölgede monopol oluşturdu. Bu durum Danıştay'a taşındı. Danıştay, bu özelleştirmeyi iptal etti. Ama dönemin Bakanlar Kurulu, uluslararası kurallara göre yapılmış olan özelleştirmenin iptal edilmeyeceği yönünde bir karar yayınladı.

Haber / Duyuru

Acil Tıp Uzmanları Derneği ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı’nın ortak katkıları ile Samsun’da düzenlenecek XI. Acil Tıp Güz Sempozyumu’na sizleri davet etmenin mutluluğu ve gururunu taşıyoruz.

Bildiğiniz üzere kritik bakım; bir ya da daha fazla organ veya organ sistemlerinde oluşan, ciddi işlev bozuklukları veya yetmezliklerinin ve altta yatan nedenlerin izlem, tanı ve tedavisi ile bu işlevlerin sürdürülmesi için uygulanan yöntemlerin tümüdür. Kritik bakım hastası ise, genel olarak yaşamsal fonksiyonları stabil olmayan veya destek tedavisi altında stabil tutulan veya genel durumunun kötüleşmesi olası olan hastalara verilen sıfat olarak bilinmektedir. Kritik hasta bakımında acil tıp kliniklerinin üstlenmiş oldukları rol dikkate alındığında sempozyumun, tamamen kritik hastalıklar ile ilgili güncel ve acil yaklaşım konularına değinmesi nedeniyle önemli bir misyonu da üstleneceğini ve bundan sonra düzenlenecek sempozyumlara ışık tutacağını düşünmekteyiz.

Afiş

Afiş İçeriği

22.08.2010 14:17:16

D

Acil Tıp Uzmanları Derneği ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim

Dalı’nın ortak katkıları ile Samsun’da düzenlenecek XI. Acil Tıp Güz Sempozyumu’na sizleri

davet etmenin mutluluğu ve gururunu taşıyoruz.

Bildiğiniz üzere kritik bakım; bir ya da daha fazla organ veya organ sistemlerinde oluşan,

ciddi işlev bozuklukları veya yetmezliklerinin ve altta yatan nedenlerin izlem, tanı ve tedavisi

ile bu işlevlerin sürdürülmesi için uygulanan yöntemlerin tümüdür. Kritik bakım hastası ise,

genel olarak yaşamsal fonksiyonları stabil olmayan veya destek tedavisi altında stabil tutulan

veya genel durumunun kötüleşmesi olası olan hastalara verilen sıfat olarak bilinmektedir.

Kritik hasta bakımında acil tıp kliniklerinin üstlenmiş oldukları rol dikkate alındığında

sempozyumun, tamamen kritik hastalıklar ile ilgili güncel ve acil yaklaşım konularına

değinmesi nedeniyle önemli bir misyonu da üstleneceğini ve bundan sonra düzenlenecek

sempozyumlara ışık tutacağını düşünmekteyiz.

eğerli Meslektaşlarımız
22.08.2010 14:15:55

Son yıllarda insan hakları çerçevesinde ortaya çıkan yaptırımlar ve buna bağlı olarak hasta hakları ile ilgili çıkarılan mevzuat, değişen ve gelişen sağlık politikaları ile hizmet sunumundaki sorunların tespiti "Sağlık Hukuku" biliminde yeni öğretilere ve yeni kavramların tartışılmasına neden olmuştur.

Kişiler ve savunmaları, şikayet hakkını kullanırken, sağlık hakkı ve hasta hakkı kapsamında bir çok konuyu yargı aşamasında öğrenmektedir.

 Konu ile ilgili dökümanlar haberin devamında 3 adet link halinde yayınlanmıştır....

17.08.2010 20:17:31
2010-2012  dönemi  odamız  Yönetim Kurulu görevine başladı. Başkan Yrd. Doç. Dr. Mithat GÜNAYDIN, Genel Sekreter Dr. Yusuf KÖKSAL, Muhasip Üye Dr. Mustafa ŞEN, Veznedar Halit BOZKURT, Yönetim Kurulu Üyeleri ise; Dr. Hüseyin ŞİNAFOROĞLU, Yrd. Doç. Dr. Ömer BÖKE, Yard. Doç. Dr. Ahmet TURLA.
01.04.2010 23:22:35
Prof.Dr.  İzzettin  Önder'in   köşe  yazısı  önemli  ipuçları  veriyor.  Bu  yazıyı  özellikle  IMF  ve  Dünya  Bankası  destekcilerinin  dikkatine  sunuyoruz.
12.12.2006 08:32:26
Güncel

Tam gün yasası içinde yer alan ‘’Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası’’ yaptırma süresi 30 Temmuz 2010 tarihinde sona ermektedir. 30 Temmuz 2010  tarihi itibariyle  ‘’Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası’’ yaptırmak zorunda olan hekimler ne yapacağını bilmemektedir. Zira bu konuda Sigorta Şirketlerinin hazırlanmış bir poliçesi olmadığı gibi nasıl bir poliçe hazırlayacakları konusunda   netleşmiş bir bilgi de olmadığı görülmektedir. Zira, Tam gün yasasının Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptal edilmesinden dolayı bu madde de indirekt olarak etkilenmektedir. Bunun için ’Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası’’ yaptırma süresi uzatılmalıdır. Bu konuda Sağlık Bakanlığımıza faks çekilmiştir.

30.07.2010 14:07:17
Tam gün Yasasının son durumu ile ilgili olarak hekimlerin kafası son derece karışık. Hekimler de muayenehanelerinde para kazanmaktan hoşnut değil, hizmeti alanlar bizim vatandaşlarımız, analarımız, babalarımız, çocuklarımız…
30.07.2010 14:04:50
MALİ SORUMLULUK SİGORTASI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA / SORU VE CEVAPLAR
                  Tam Gün Kanunu ile sadece vatandaşlarımıza değil hekimlerimize de çeşitli imkânlar sunulmaktadır. Bu yenilik ve imkânlardan birisi de; insanımıza hizmet eden ve sağlık hizmeti sunumunun lokomotifi olan hekimlerimize, tıbbi uygulamalar sırasında yaşadıkları çeşitli mesleki hatalar için mali güvence sağlamak amacıyla mesleki mali sorumluluk sigortası getirilmiş olmasıdır. Bu sayede hekimlerimiz problemli ve riskli vakalarla alakalı tazminatlar konusunda mali güvenceye kavuşmuş olmaktadırlar.
Getirilen sigorta sisteminde, kamuda çalışan hekimlerin sigorta primlerininyarısı, döner sermayesi olmayan kurumlarda kurum bütçelerinden, döner sermayesi olan kurumlarda ise döner sermayeden karşılanacaktır.
30.07.2010 13:04:11
Doktor, avukat ve ezcacılar mercek altında

Maliye Bakanlığı, 1 Ekim Perşembe gününden itibaren Türkiye'deki bütün doktor, avukat ve eczacıları vergi incelemesine alacak.

Gelir İdaresi Başkanlığından edinilen bilgiye göre, vergi denetim elemanları, Perşembe gününden itibaren 6 ay boyunca 38 bin 590 avukat, 23 bin 814 eczacı, muayenehane ve özel sağlık kuruluşlarında çalışarak gelir vergisi beyannamesi veren 12 bin 458 doktor nezdinde sektör incelemesi yürütecek.

28.09.2009 11:13:17